| |
|
TEKEL SİGARA'NIN SATIŞINA 'ONAY'
Tekel Sigara'nın satışına 'onay'
24.04.2008 – Dünya Gazetesi Adana, Ballıca, Bitlis, Malatya ve Tokat sigara fabrikalarının 1.7 milyar dolara BAT'a satışı onaylandı.
ANKARA - Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK), Tekel Sigara'nın British American Tobacco'ya (BAT) satışını onayladı.
Konuya ilişkin Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlanan karara göre, Adana, Ballıca, Bitlis, Malatya ve Tokat sigara fabrikaları ile bu fabrikaların kullanımında bulunan taşınmazlar şirkete satılacak. İstanbul, Adana, Ballıca, Malatya ve Tokat sigara fabrikalarının envanter kayıtlarında yer alan makine ve teçhizat, yedek parça, hammadde, yarı malul ve mamul stokları ile sarf malzemesi nitelikli varlıklar, işletme malzemeleri ve üretim faaliyetlerinde kullanılan tüketim malzemeleri, taşıtlar, demirbaşlar, diğer varlıklar ile yatırım programı çerçevesinde alımı yapılmış olan makine ve teçhizat ile sigara fabrikalarının üretim işi ile ilgili sözleşme imza tarihi itibariyle tüm siparişler ve bunlara ait sözleşmeler şirkete devredilecek. Adana, Ballıca, Bitlis ve Tokat sigara fabrikalarının sahası içinde bulunan lojmanlar satılacak. Şirketin sahip olduğu sigara reçeteleri gibi ticari sır niteliğindeki bilgiler ve bunlarla ilgili hak ve yükümlülükler de satış yapılan şirkete devredilecek.
İdare Yaprak Tütün Stoku'nun 25 bin tonluk kısmı ile satış sözleşmesi imza tarihi itibarıyla şirkete ait olacak, Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş. başmüdürlüklerinin depolarında ve başmüdürlüklere bağlı perakende satış mağazalarında mevcut sigara stokları ise satılacak. İhale üzerinde kalan BAT Tütün Mamulleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından verilecek süre içerisinde satış sözleşmesini imzalamaktan imtina etmesi ve/veya ihale şartnamesinin öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, geçici teminat irat kaydedilerek ihaleye konu varlıkların ihale sonucunda ikinci durumda bulunan Strand Investment S.ar.l'ye nihai teklifi olan bir milyar 700 milyon ABD Doları peşin bedelle ihale şartnamesi çerçevesinde satış ve devri yapılacak.
Strand Investment S.ar.l'nin ÖİB tarafından verilecek süre içerisinde satış sözleşmesini imzalamaktan imtina etmesi ve/veya ihale şartnamesinin öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde ise geçici teminat irat kaydedilerek ihale iptal edilecek.
ÇALIK PEŞİN ÖDEDİ
Çalık peşin ödedi
23.04.2008 - Dünya Gazetesi
Vakıfbank ve Halkbank'tan 750 milyon dolar kredi çekip, Katarlı ortağa yüzde 25 hisse veren grup, ATV-Sabah'ı devralıyor
İSTANBUL - Turkuvaz Radyo Televizyon Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş, ATV-Sabah Ticari ve İktisadi Bütünlüğü satışıyla ilgili 1,1 milyar dolarlık ihale bedelini Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) ödedi. ATV-Sabah'ın Turkuvaz A.Ş'ye devir ve teslim işlemlerinin başlatıldı. Bu arada Katarlı medya kuruluşu Al Wasaeel International Media Co. da şirkete yüzde 25 oranında ortak oldu.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), ATV-Sabah İktisadi Bütünlüğünün satışıyla ilgili olarak, ödeme süresi 25 Nisan 2008'de dolacak 1,1 milyar dolarlık ihale bedelinin, Turkuvaz Radyo Televizyon Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş tarafından bugün ödendiğini, ATV-Sabah'ın Turkuvaz A.Ş'ye devir ve teslim işlemlerinin başlatıldığını duyurdu.
TMSF'den yapılan yazılı açıklamada, şunlar kaydedildi: "ATV-Sabah Ticari ve İktisadi Bütünlüğü, 5 Aralık 2007 tarihinde yapılan ihale ile 1.100.000.000. ABD doları bedelle Turkuvaz Radyo Televizyon Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'ye ihale edilmiş ve ihale Fon Kurulu tarafından onaylanarak ihale alıcısına ihale bedelini ödemesi için 60 günlük süre verilmiştir.
Ödeme süresi 25 Nisan 2008 tarihinde dolacak olan 1.100.000.000. ABD doları ihale bedeli, Turkuvaz Radyo Televizyon Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş tarafından 22 Nisan 2008 tarihinde ödenmiştir. ATV-Sabah Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün, ihale alıcısı Turkuvaz Radyo Televizyon Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'ye devir ve teslim işlemleri başlatılmıştır." Türk medyasında Katarlı yatırımcıTurkuvaz'dan yapılan yazılı açıklamada, "TMSF tarafından 5 Aralık 2007 tarihinde düzenlenen ihaleyi, 1,1 milyar dolarlık teklifiyle kazanan Çalık Holding, bugün itibariyle ödemeyi yapıp devir teslim anlaşmasını imzalayarak medya grubunu devraldı. Bu çerçevede, ATV-Sabah İktisadi Ticari Bütünlüğü bünyesinde bulunan tüm hak ve varlıklar Turkuvaz AŞ bünyesine geçti" denildi.
Yapılan yazılı açıklamada, şirketin bugün itibarıyla ihale bedelinin tamamını peşin olarak ödeyerek, devir teslim anlaşmasını imzaladığı ve ihale kapsamında yer alan tüm medya grubunu devraldığı belirtildi.
Açıklamada, ATV-Sabah İktisadi Ticari Bütünlüğü kapsamında yer alan ATV televizyonu, Radyo City, Sabah, Takvim, Günaydın, Yeni Asır ve Pas Fotomaç gazeteleri, Bebeğim ve Biz, Sinema, Sofra, Home Art, Şamdan Plus, Yeni Aktüel, Para, Global Enerji, Transport, Hukuki Perspektifler dergileri ile Turkuvaz Dağıtımın tüm hak ve varlıklarının artık Turkuvaz A.Ş. bünyesine geçtiği bildirildi.
750 milyon dolar Vakıfbank ile Halkbank'tan Türkiye'de medya sektörünü yakından ilgilendiren bu satışın finansmanında, 750 milyon dolarlık meblağın, Vakıfbank ile Halkbank'tan alınan proje finansmanıyla karşılandığı belirtilen açıklamada, şöyle denildi: "İhale tutarının kalan bölümü olan 500 milyon dolar ise grubumuz ve ortağımız tarafından hisseleri oranında konulmaktadır. Bu gelişmenin bir sonucu olarak Turkuvaz Medya Grubu, Türkiye'de ödenmiş sermayesi en yüksek medya grubu haline gelmiştir.
Özellikle belirtmek isteriz ki, ihalenin kazanılmasından bu yana, yerli yabancı pek çok kuruluştan gelen ortaklık teklifleri bizler için gurur kaynağı olmuştur. Bu teklifler arasında söz konusu şirketlerden kurumumuza en fazla sinerji sağlayacağına inandığımız Katar menşeli medya kuruluşu olan Al Wasaeel International Media Co. ile sürdürülen görüşmeler mutabakatla sonuçlanmış ve adı geçen şirket, mevzuata ve ihale şartnamesine uygun olarak Turkuvaz Radyo Televizyon Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'ye yüzde 25 oranında ortak olmuştur. Holdingimiz, bu ortaklıkla, faaliyet gösterdiği diğer sektörlerde olduğu gibi dünyanın önde gelen kuruluşlarıyla gerçekleştirmiş olduğu ortaklıklara ve stratejik işbirliklerine bir yenisini daha eklemiştir."
Çalık Grubu şirketlerinden Turkuvaz Radyo Televizyon Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş, sorumlu ve etik yayıncılık anlayışının, yayın politikalarının temelini oluşturacağını belirtti.
AYEDAŞ ÖZELLEŞTİRMESİNE İPTAL KARARI
AYEDAŞ özelleştirmesine 'iptal' kararı
26.04.2008 – Dünya Gazetesi
Başkent EDAŞ ve SEDAŞ özelleştirme ihalelerinde süreç devam edecek ANKARA - Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Başkent Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (Başkent EDAŞ) ve Sakarya Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (SEDAŞ) özelleştirme ihale sürecine devam edilmesine karar verdi. ÖİB, İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (AYEDAŞ) özelleştirme ihalesinin ise iptal edildiğini açıkladı.
ÖİB'den yapılan yazılı açıklamada, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (TEDAŞ) ait Başkent EDAŞ, AYEDAŞ ve SEDAŞ'taki yüzde 100 oranındaki hissenin blok olarak satış yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla 31 Ağustos 2006 tarihinde ihaleye çıkıldığı, ancak söz konusu ihalelerin Özelleştirme Yüksek Kurulunun (ÖYK) 8 Ocak 2007 tarihli kararı ile ertelendiği hatırlatıldı.
Açıklamada ÖYK'nın, 22 Nisan 2008 tarihli kararı ile Başkent EDAŞ ve SEDAŞ'ta ihale sürecine devam edilmesine ve sürece ilişkin tarihlerin ÖİB tarafından belirlenmesine, AYEDAŞ'ın özelleştirme ihalesinin ise iptal edilmesine karar verdiği bildirildi.
ÖİB açıklamasında şöyle denildi: ''İhale sürecindeki erteleme nedeniyle; Başkent EDAŞ ve SEDAŞ ihalesinde ön yeterliliği geçen tüzel kişi/ortak girişim gruplarına 30 Nisan 2008 ile 19 Mayıs 2008 tarihleri arasında güncellenen bilgileri inceleme imkanı verilecek. Son teklif verme tarihi 10 Haziran 2008, saat 16.00 olarak değiştirilmiştir. Ayrıca, Meram Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (MEDAŞ) ile Aras Elektrik A.Ş.'nin ihale süreci ise önümüzdeki hafta başlatılacaktır.''
TÜRK TELEKOM'DA HALKA ARZ SÜRECİ BAŞLADI
Türk Telekom'da halka arz süreci başladı
28.04.2008 – Dünya Gazetesi
Yüzde 15'lik Hazine hissesine karşılık gelen 525 milyon YTL'lik hisse satışa sunulacak
İSTANBUL - Türk Telekom'un yüzde 15'lik Hazine hissesinin halka arzıyla ilgili süreç başladı. Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci, Türk Telekom Genel Müdür Yardımcıları Erem Demircan ve Celalettin Dinçer'in katılımıyla halka arza ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Türk Telekom'daki yüzde 15'lik Hazine hissesinin halka arzıyla ilgili ön talepler, 28-29-30 Nisan 2008 tarihlerinde toplanacak.
Halka arzdaki kesin talep toplama dönemi ise SPK'nın onayının ardından 7-8-9 Mayıs 2008 olarak planlanırken, halka arz yoluyla satışa sunulan hisselerin İMKB Yönetim Kurulunun onayının ardından 15 Mayıs 2008 tarihinden itibaren İMKB'de işlem görmeye başlaması hedefleniyor. Halka arzda mevcut sermayesi 3,5 milyar YTL olan Türk Telekom'un yüzde 15 oranında hissesine karşılık gelen Hazine Müsteşarlığına ait 525 milyon YTL'lik hissesi satışa sunulacak. Halka arzda ayrıca, 78 milyon 750 bin YTL'lik hisseye karşılık gelen yüzde 2,25'lik 'ek satış' hakkı kullanım imkanı bulunuyor. Türk Telekom hisselerinin halka arzında satışa sunulacak hisselerin yüzde 30'u Türk Telekom ve PTT çalışanları ile küçük tasarruf sahipleri, yüzde 3'ü alım gücü yüksek bireysel yatırımcılar ve yüzde 2'si de yurt içi kurumsal yatırımcılar olmak üzere, toplam yüzde 35'lik bölümü yurt içindeki yatırımcılara tahsis edilirken, yurt dışı yatırımcılara tahsis edilen oran ise yüzde 65 olarak belirlendi.
Halka arz fiyat aralığı 1 YTL nominal değerli pay için 3,90-4,70 YTL
Halka arz fiyat aralığı 1 YTL nominal değerli pay için 3,90-4,70 YTL olarak belirlendi. Halka arzda Türk Telekom ve PTT çalışanlarıyla küçük tasarruf sahipleri ön talepte bulunmaları durumunda peşin ödeme yüzde 7, kredi kartı ya da vade farksız 5 taksitte ödemede de hisse değeri üzerinden yüzde 4 ıskontoya hak kazanacaklar. Bunların, halka arzdan kesin talep döneminde hisse talebinde bulunmaları halinde ise peşin ödemede yüzde 4 oranında iskonto kazanacaklar. Alım gücü yüksek yurt içi bireysel yatırımcı grubu da ön talepte peşin ödemede yüzde 5, vade farksız 5 taksitte ödeme ve kredi kartıyla ödeme yüzde 2 iskonto kazanacaklar. Bu grupta yer alan yatırımcılara, ön talebe katılmadan kesin talep başvurusu yapmaları durumunda peşin ödemede yüzde 2'lik iskonto sağlanacak. Halka arzda Türk Telekom ve PTT çalışanları en fazla 20 bin pay, küçük tasarruf sahipleri en fazla 2 bin paya kadar talepte bulunabilecekler.
Alım gücü yüksek bireysel yatırımcılar için de en az 2 bin paylık talepte bulunma zorunluluğu söz konusu.
MICROSOFT'UN KARI YUZDE 11 AZALDI
Microsoft'un karı yüzde 11 azaldı
25.04.2008 – Dünya Gazetesi
Yazılım şirketinin 31 Mart'ta sona eren üçüncü çeyrek karı 4,39 milyar dolar SEATTLE - Yazılım şirketi Microsoft'un, kendi mali yılına göre üçüncü çeyrekteki karı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 düştü.
Microsoft'tan yapılan açıklamada, şirketin, 31 Mart'ta sona eren üçüncü çeyrekte karının, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 düşerek 4,39 milyar dolar (hisse başına 47 sent) olduğu bildirildi. Şirket geçen yıl aynı dönemde 4,93 milyar dolar (hisse başına 50 sent) kar etmişti.
Geçen yıl üçüncü çeyrekte satışları 14,4 milyar dolar olan şirketin bu dönemde satışları 14,45 milyar dolar oldu. Microsoft'un hisse başına 45 sentle satışlarının 14,49 milyar dolar olması bekleniyordu.
Microsoft'un Finans Direktörü Chris Liddell, Microsoft'un karına ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Zor ekonomik koşullara rağmen, çok iyi bir performans" dedi.
KİMLİK NUMARASI BUGÜNDEN İTİBAREN 'ZORUNLU'
Kimlik Numarası bugünden itibaren 'zorunlu'
29.04.2008 – Dünya Gazetesi
Yürürlüğe giren uygulamayla kurum kayıtları arasında bilgi alışverişi daha kolay sağlanacak
ANKARA - Vatandaşlar, TC kimlik numarasını bugünden itibaren yapacakları bütün işlemlerinde kullanmak zorunda olacaklar.
İçişleri Bakanlığı yetkilileri, Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) projesi kapsamında vatandaşların yaşamını kolaylaştırmak, kurum kayıtları arasında bilgi alışverişini sağlamak ve kamu hizmetlerinin sunulmasında kişiyi tek numarada tanımlamak üzere başlatılan uygulama kapsamında vatandaşların tamamına "Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası" verildiğini hatırlatarak, Tüm işlemlerde TC kimlik numarası kullanılmasının bugünden itibaren zorunlu olacağını bildirdiler.
Konuyla ilgili daha önce İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlık tarafından yayımlanan genelgelerde, ilgili kanunun "kişiler adına düzenlenecek olan her türlü form, beyanname, kimlik kartı, sürücü belgesi, pasaport gibi bütün tanıtıcı belgelerde TC kimlik numarasına yer verilir" hükmü hatırlatılarak, 29 Nisan 2008 tarihinden itibaren kanunda belirtilen sürenin sona ereceği ve bütün işlemlerde TC kimlik numarası kullanılmasının zorunlu olacağı kaydedilmişti. Numarası olmayan kimlikleri değiştirmek gerekmiyor. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü yayımladığı bilgi notunda, "TC Kimlik Numarası yaşamın her alanındaki uygulamalar için anahtar olarak kullanıldığında Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) anlam kazanacak ve vatandaş bakımından bilgisayarlı sistemlere geçişin sağladığı imkanların kullanılması ile kırtasiyecilik önemli ölçüde azalacaktır" denildi. Kişi bilgilerinin değişmesinin yargı kararı ile mümkün olmasına rağmen, TC Kimlik Numarasının değişmeyeceği vurgulanan bilgi notunda, kanunda kimlik numarasının kişiye bir defa verileceğinin öngörüldüğü ifade edildi.
Kamu kurum ve kuruluşlarıyla diğer gerçek ve tüzel kişilerin, TC Kimlik Numarasına sahip belgelerle başvuruda bulunmayan vatandaşlardan bu eksikliğin giderilmesini isteyerek uygulamanın hayata geçirilmesi ve yaygınlaştırılmasına yardımcı olacakları belirtilen bilgi notunda, şunlar kaydedildi:
"Nüfus cüzdanlarında TC Kimlik Numarası olmayan vatandaşlarımızın nüfus cüzdanlarını değiştirme zorunlulukları bulunmamaktadır. Nüfus cüzdanlarında TC Kimlik Numarası bulunmayan vatandaşlarımızla ilgili olarak, bu numaranın kurumlarca kimlik paylaşımı sisteminden, kimlik paylaşımı sistemine bağlı olmayan kurumların ise vatandaşın ibraz edeceği nüfus kayıt örneklerinden temin edilmesi mümkündür."
KAZA TESPİT TUTANAĞI UYGULAMASINA İLGİ ARTTI
YETKİ BELGESİ HARCA TABİ DEĞİLDİR
YETKİ BELGESİ HARCA TABİ DEĞİLDİR
15 Nisan 2998 - İstanbul Barosu
Balıkesir Barosu’nun Yetki belgeleriyle ilgili başvurusu konusunda Türkiye Barolar Birliği bir hatırlatma yaptı. TBB’nin 13 Mart 2004 tarih ve 3342-5 sayılı kararıyla söz konusu başvuruya ilişkin bir kararının bulunduğunu, bu kararın 19 Mart 2004 tarih ve 2004/24 sayılı duyuruyla tüm baro başkanlıklarına bildirildiği belirtildi. TBB’nin söz konusu kararında şöyle denildi: “Balıkesir Barosunun 19.02.2004 tarih ve 150 sayılı yazılarında, Balıkesir Adliyesinde, Adalet Bakanlığı Müfettişlerinin görüşleri doğrultusunda yetki belgelerinden suret harcı alındığını, bu uygulamanın Avukatlık Kanunun 56/5 maddesine aykırı olması; Avukatlık Yönetmeliği gereği yetki belgesi düzenleme görevinin Türkiye Barolar Birliğine ait olduğundan konuya açıklık getirilmesi istenmektedir.
1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 56/5 maddesi "Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekâletname hükmündedir." hükmünü içermektedir. 1136 Sayılı Kanun 56 maddesinin ilk üç fıkrasındaki konular vergi ve resme tabi olmadığı sadece dördüncü fıkra hükmünün harca tabi olduğu tartışılamaz. 5.inci fıkranın harca tabi olabilmesi için harcı doğuran işlemler ile Harçlar Kanunun irdelenmesi gerekir.492 sayılı Harçlar Kanunun Mükellef başlıklı 11. maddesinde "genel olarak yargı harçlarının davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişiler ödemekle mükelleftir." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden de anlaşılacağı gibi bir işlemin veya belgenin harca tabi olabilmesi için öncelikle yapılacak bir Kamu Hizmetinin bulunması ve bu hizmeti yapacak bir Kamu Kurumunun (Kamu kurumu sayılan kuruluşlar dâhil- Noterler gibi) bulunması gerekir.
Bu hususu teyit eden diğer bir hukuki açıklama ise 492 Sayılı Harçlar Kanununun yürürlüğe girmesi ile ilgili 06.10.1964 tarihinde yayınlanan I. seri nolu Genel Tebliğin açıklanan bölümünün 5. maddesinde sıralanmış, yapılacak işlem ve bu işlemlerle ilgili tarafın kamu kurumu olması öngörülmüştür. Harcı doğuran olay yapılan bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin harç konusu olabilmesi için; a- Ferdin bir kamu müessesesinden faydalanması, b- Ferde kamu eliyle özel bir menfaatin sağlanması, c- Kamu idaresinin ferdin bir işiyle uğraşması gerekir. Harç, fertlerin, özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu müesseseleri ve hizmetlerinden faydalanmaları karşılığında yapılan ödemelerdir. Harcın temel öğesi "masraf karşılama" ve "faydalanma" esasına dayanır. Yukarıda belirtilen unsurların hiçbirisi yetki belgesinde bulunmadığı gibi Kanunun 56 maddesinde sadece 4. fıkrasındaki işlemlerin harca tabi olduğu belirtilmiş bu işlemlerin dışında kalanlar ise harca tabi tutulmamıştır.
Bu belirlemelerden sonra vekâletname yerine geçmek üzere verilen yetki belgesinin harca tabi bulunmadığı, hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkmaktadır.”
DIŞ TİCARET STANDARDİZASYON TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK
Dış ticaret standardizasyon tebliğinde değişiklik
12.04.2008 - Dünya GazetesiUluslararası Gözetim Şirketi statüsü almak isteyen şirketlerden noter onayı aranmayacakANKARA - Dış ticaretle ilgili gözetim faaliyetlerinde bulunmak amacıyla ''Uluslararası Gözetim Şirketi'' statüsü almak isteyen şirketlerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ibraz ettiği belge örneklerinde noter onayı aranmayacak. Dış Ticaret Müsteşarlığının (DTM), Uluslararası Gözetim Şirketi Statüsüne İlişkin Dış Ticarette Standardizasyon Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 2008/25 No'lu tebliği, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı. Tebliğin 2'inci maddesine eklenen fıkraya göre, dış ticaretle ilgili gözetim faaliyetlerinde bulunmak amacıyla Uluslararası Gözetim Şirketi statüsü almak isteyen şirketlerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ibraz ettiği belge örneklerinde noter onayı aranmayacak. Tebliğin 10'uncu maddesine eklenen fıkraya göre de şubesi bulunan uluslararası gözetim şirketlerinin merkez ve şubeleri, bulundukları bölgelerin DTM bölge müdürlükleri tarafından, tebliğde belirlenen esaslar dahilinde denetlenebilecek. Tebliği 15 gün sonra yürürlüğe girecek.
SIÇRAMA İÇİN ORTAK HAREKET ŞART
14.04.2008 - Dünya Gazetesi
TEMSAD üyeleri, 1 milyar dolarlık hacme ulaşan sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini tartıştı
Sayime BAŞÇI İSTANBUL - DÜNYA'nın Tekstil Makine ve Aksesuar Sanayicileri Derneği (TEMSAD) bünyesinde faaliyet gösteren üretici firmaları bir araya getirdiği toplantıda "Dünya pazarlarında sıçrama yapabilmek için ortak hareket edelim" çağrısı yapıldı. Ortak AR-GE ve ortak pazarlama organizasyonu isteyen üreticiler, devletten altyapı desteği bekliyor. Tekstil bakanlığı kurulsun Tekstil sektörü için bir bakanlık kurulmasını isteyen üreticiler, üretim yeri konusunda yaşanan sıkıntıların çözümü için Silivri ve Kartal bölgesinde organize sanayi bölgeleri kurulmasını önerdiler. Ayrıca İstanbul'un tasarım merkezi olması, üretimin ise İstanbul'a yakın kentlere kaydırılması da talep edildi.
BOZUK GIDADAN SÜTÜ SAĞAN ÇİFTÇİ DE SORUMLU OLACAK
Bozuk gıdadan sütü sağan çiftçi de sorumlu olacakTarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın 2008 yılı gündemi gıda güvenliği olacak. Bakanlık bu yıl yapacağı çalışmalarla "Tarladan sofraya ve ahırdan sofraya gıda güvenliği" projesini yaşama geçirecek. Bu kapsamda 81 il müdürlüğü ve 40 il kontrol laboratuvar müdürlüğü arasında gıda güvenliği bilgi sistemi kurulacak, ayrıca riske dayalı piyasa denetim sistemine geçilecek. Bu yıl çıkarılacak 3 ayrı kanunla, tüm yetkilerin Tarım Bakanlığı'nda toplanması ve gıdada birincil üretim yapanlara da ceza verilmesinin önünün açılması hedefleniyor. Böylece çiftliğinde süt sağan ve bunu işletmelere satan çiftçi de bozuk üretim nedeniyle ceza alabilecek. Halen 5500 denetçi gıda denetimi yaparken bu kapsamdaki işyeri sayısı 500 bini geçiyor. Yapısını "Tarım ve Gıda Bakanlığı"na uygun olarak değiştirmeye hazırlanan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, gıda denetimlerine de ağırlık vermeye hazırlanıyor. Bu kapsamda gıda konusunda bakanlığın merkez ve il müdürlüklerinde düzenlemeler yapılması öngörülüyor. Gıda denetimlerinin etkinleştirilmesi için bu yıl gıda, yem ve veterinerlik hizmetleri kanunu arka arkaya çıkarılacak. Bu kanunlarla gıda denetim ve kontrolü konusunda tüm yetki ve sorumluluk bakanlığa alınacak. Ayrıca bu düzenlemelerle sadece gıda işleyen ve satan değil birincil üretim yapanlar da sorumluluk alacak ve gerektiğinde cezai işleme tabi tutulabilecek. Bakanlığın merkez teşkilatıyla 81 il müdürlüğü ve 40 il kontrol laboratuvar müdürlüğü arasında gıda maddelerinin mevzuat, izin-tesis işlemleri ile ithalat, ihracat ve yurtiçi denetimine ait tüm bilgileri içerecek şekilde gıda güvenliği bilgi sistemi oluşturulacak. Gıda denetimlerinde daha etkili sonuçlar alabilmek için riske dayalı piyasa denetim sistemine geçilmesi ve bağımsız bir risk değerlendirme kurulu oluşturulması da planlanıyor. Uygulamalar yeni oluşturulacak bu bağımsız kurulun alacağı kararlara göre yürüyecek.
SİGORTALI İÇİN ÖZEL HASATANE FARKI YÜZDE 40'A BAĞLANIYOR
Sigortalı için
özel hastane farkı yüzde 40'a bağlanıyor
Meclis,
özel hastanelere yüzde 100'e varan fark ücreti alma yolunu açtı. Ancak, Sosyal
Güvenlik Kurumu'nun daha önce yüzde 20 olarak uygulanan fark ücretinin yüzde 40
olarak uygulanması için çalıştığı belirtiliyor. Ücret oranında son söz ise
Bakanlar Kurulu'nun.
Özel
hastanelere yapacakları tedaviler sonrasında yüzde 100'e varan oranda fark
ücreti alma yolu açıldı. Meclis'te önceki gün kabul edilen bir değişiklik
önergesiyle, daha önce yüzde 20 olarak belirlenen fark ücretinin yüzde 100'e
kadar artırılması için Bakanlar Kurulu'na (BK)yetki tanındı. Ancak Sosyal
Güvenlik Kurumu'nun (SGK)bu oranın yüzde 40 olması için çalışma yürüttüğü
öğrenildi. Oranın kesin olarak belirlenmesi öncesinde, Sağlık Bakanlığı'yla
özel hastanelerin ortak bir rakam tespit etmek için biraraya geleceği
kaydedildi.
Meclis'te
görüşmeleri devam eden Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda
(SSGSS) değişiklik öngören kanun tasarının 2. bölümünde yer alan 45. madde
değiştirilerek kabul edildi. Bu madde özel hastanelerin yapacağı tedaviler
sonrasında sigortalılardan alacağı fark ücretini düzenliyor. Önceki gün yapılan
görüşmeler sırasında AK Partili milletvekilleri tarafından verilen önergeyle tasarının
Meclis'e gelen halinde yüzde 20 olarak belirlenen fark ücreti için BK'na yetki
verildi. Buna göre, "Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu'nca
belirlenen sağlık hizmetleri bedeline ek olarak alınacak bedellerin 1 katına
kadar alınabilecek ilave ücretin tavanını belirlemeye BK yetkili" olacağı
belirtildi. Böylelikle fark ücretinde yüzde 100'e kadar varan oranlar
uygulanabilecek.
Vakıf
hastanelerine özel hastane statüsü
Alınacak fark ücreti belirlenirken sağlık hizmeti
sunucularının giderleri, ürettikleri sağlık hizmetlerinin maliyetleri ve
yapılan sübvansiyonlar dikkate alınacak. Kulislerde, belirlenecek fark için
yeni tavanın yüzde 40 olabileceği vurgulanıyor. Fark ücretine yüzde 20'lik
sınır getirilmesinin Sağlık Bakanlığı'nın istemiyle olduğu ve SGK'nun bu
konudan rahatsız olduğu da bir süredir gündeme getiriliyordu. Yapılan
düzenlemeyle fark ücretine esneklik sağlanması, hem Bakanlığı hem özel
hastaneleri hem de SGK'nu rahatlatmış oldu. Kaynaklar yasanın çıkmasının
ardından Sağlık Bakanlığı ve özel hastanelerin bir araya getirileceğini ve
ortak bir rakam belirlenmeye çalışılacağına dikkat çekti. Özel hastanelerle
bakanlık arasında ortak bir rakam belirlenemezse, SGK kendi öngördüğü rakamı
BK'na öneri olarak götürecek.
Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, görüşmeler sırasında yıptığı konuşmada
önerge ile vakıf hastanelerinin de hizmet alımında özel hastanelerle aynı
statüye getirildiğini söyledi. Çelik, özel hastanelerin sigortalılardan
herhangi bir sınır uygulamaksızın fark aldığını ifade ederek, "Bazıları
30, bazıları ise 250 YTL'ye kadar muayene farkı alıyor. Bizim 500 YTL
olarak belirlediğimiz bir ameliyatın
ücretinden 6 bin YTL fark alınabiliyor. Bu değişiklikle buna sınır getirildi.
Artık fark sınırını belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili olacak" diye
konuştu.
SERBEST BÖLGELERDE ÜRETİMİN ÖNÜ AÇILACAK
Serbest bölgelerde üretimin önü açılacak 11.04.2008 - 11:35 - Dünya GazetesiDevlet
Bakanı Tüzmen, Serbest bölgelerde üretimin önünü açmak üzere yeni bir kanun
tasarısı hazırlığı içerisinde olduklarını belirtti
MERSİN - Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, serbest bölgelerin
ekonomik gelişme açısından önemine dikkati çekerek, "Serbest bölgelerde üretimin
önünü açmak üzere yeni bir kanun tasarısı hazırlığı içerisindeyiz" şeklinde
konuştu.
Bakan Tüzmen, Mersin Serbest Bölgesi'nin (MESBAŞ) 20. kuruluş yıl dönümü
nedeniyle düzenlenen törendeki konuşmasında, Önemli bir misyonu üstelenen
MESBAŞ'ın günümüzde yüzde 100 doluluğa sahip, 796 bin metre karelik alanda, 41'i
yabancı, 52'si yabancı ortaklı olmak üzere 431 firmayla yoluna devam ettiğini
ifade eden Tüzmen, MESBAŞ'ın 6 bin 775 kişiye de istihdam olanağı yarattığını
vurguladı.
Türkiye'nin çeşitli coğrafyalarında kurulu bulunan 20 serbest bölgede, 505'i
yabancı sermayeli olmak üzere 3 bin 388 firmanın 42 bin kişiye istihdam
yarattığını ifade eden Tüzmen, buralarda 1,5 milyar dolarlık yatırımların, 149
milyar dolarlık ticaret hacminin bulunduğuna dikkati çekti.
Günümüzde serbest bölgelerin, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerin
aynı bütünün birer parçası olabilmelerini sağlayan araçlardan biri olduğunu
belirten Tüzmen, "Yerinde ve doğru kullanıldığında serbest bölgeler ülkelere çok
değişik alanlarda fayda getirmiştir. Geçmişte Tayvan, döviz rezervlerinin yüzde
30'unu serbest bölgelerden sağlamış, Dubai, Jebel Ali Serbest Bölgesi sayesinde
dünyanın en büyük 500 firmasının 75'ini bölgeye çekmiş, Tayland serbest
bölgelerde 300 binden fazla istihdam yaratmış, Çin serbest bölgeleri kullanarak
GSYH'sını 20 yılda 4 katına çıkarmıştır" dedi.
OECD rakamlarına göre, bugün 130 ülkede 233'ü ABD, 138'i Çin ve 72'si
Avrupa'da bulunmak üzere, 3 bin 500 serbest bölgenin faaliyet gösterdiğine
dikkati çeken Tüzmen, şöyle devam etti:
"Hükümet olarak, şu günlerde serbest bölgelerde üretimin önünü açmak üzere
yeni bir kanun tasarısı hazırlığı içerisindeyiz. Maliye Bakanlığı, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı, Dış Ticaret, Devlet Planlama ve Gümrük Müsteşarlıkları
temsilcilerinden oluşturulan komite, serbest bölgelerde üretimi teşvik etmek
üzere çalışmalarını sürdürmektedir.
Serbest bölgeler ekonominin geleneksel enstrümanları içerisinde yatırım,
üretim, ihracat ve yabancı sermaye zincirinde en etkin katalizördür. Türkiye bu
enstrümana, özellikle uluslararası ticaret alanında büyük ihtiyaç duymaktadır."
"Bu trendin devamlılığı şarttır"
Bakan Tüzmen, serbest bölgelerin yerli yatırımcı kadar yabancıları da bölgeye
çekebilmeleri gerektiğini söyledi.
Yabancı sermayenin önemine işaret eden Tüzmen, "IMF ve OECD tarafından
yapılan çalışmalar göstermiştir ki doğrudan yabancı yatırımın gayri safi yurt
içi hasılaya oranı yüzde 1 oranında artarsa yıllık büyüme yüzde 0,6 oranında
artmaktadır. Geçen 6 yılda, dünya imalat kapasitesinin Çin'e taşınması bu
ülkenin imalat sanayi ihracatında yıllık ortalama yüzde 26'lık artışına imkan
vermiştir" dedi.
Türkiye'nin ise ilk kez 2006 yılında yabancı yatırım girişi açısından,
gelişmekte olan ülkeler arasında Çin ve Rusya'dan sonra üçüncü ülke konumuna
yükseldiğini anlatan Tüzmen, şöyle devam etti:
"Bu trendin devamlılığı şarttır. Serbest bölgelerin önemli işlevlerinden biri
de yabancı sermayeli yatırımlar için elverişli ortam oluşturmaktır. Bizim gibi
gelişmekte olan ülkeler (GYÜ) için sevindirici gelişme, doğrudan yabancı
yatırımların coğrafi yapısının değişim göstermesidir. Gelişme yolundaki ülkeler
artık sadece yabancı yatırım çekmekle kalmamakta, aynı zamanda, diğer ülkelere
yaptıkları doğrudan yabancı yatırımlar da artış göstermektedir.
Önümüzdeki dönemde de özellikle GYÜ'lere gerçekleşen yüksek miktardaki
sermaye akımının devam etmesi beklenmektedir. GYÜ'ler bölgelerindeki ülkeler
için birer cazibe merkezi haline gelmektedir."
Tüzmen, 2002-2007 yılları arasında yaklaşık 122 milyar dolarlık ticaret
hacmine ulaşan ve 470 milyon dolarlık fon geliri sağlayan Türkiye'deki serbest
bölgelerde hali hazırdaki kullanıcılarının altı tanesinden birinin yabancı
sermayeli olduğunu kaydetti.
Ayrıca Tüzmen, serbest bölgelerin yatırım ve ticarete ilişkin unsurlarının
doğal olarak kümelendiği alanlar olmakla birlikte, lojistik sektörü açısından da
önem arz ettiğini ve ülke ekonomisinde hizmet sektörünün bir zinciri olarak yer
bulduğuna dikkati çekti.
YASA İŞVERENE BÜYÜME DİYOR
”Yasa işverene büyüme diyor” 10.04.2008 - 11:25 - Dünya GazetesiTÜGİAD
ve ÇUGİAD, ayakta kalma mücadelesi veren firmaların, istihdam yaratma
çabalarının yasal zorunluluklar nedeniyle askıda kaldığını
belirtti
ADANA - Personel sayısı 50'yi aşan iş yerlerinin, yasal
zorunluluk gereği çalıştırmak zorunda olduğu, doktor, avukat, mahkum ve terör
mağduru bulundurulması zorunluluğunun işvereni taşeronlaşmaya yönlendirdiği ve
yasanın işverene büyümesini engellediği bildirildi.
Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİAD) Başkanvekili ve Çukurova Genç
İşadamları (ÇUGİAD) Başkanı Ayhan Şenbayrak, zor şartlar altında ayakta kalma
mücadelesi veren firmaların, daha fazla istihdam yaratma çabalarının ise yasal
zorunluluklar nedeniyle askıda kaldığını söyledi.
Yasal zorunluluk gereği 50 ve üzeri işçi çalışan iş yerlerinde özürlü, eski
hükümlü ve terör mağduru işçi istihdamının zorunlu olduğunu anımsatan Şenbayrak,
"İşveren kendisine ek külfet getiren bu kadrolar için ya sigortasız işçi
çalıştırıyor ya da taşeron firmalara yöneliyor. Yani yasa işverene (büyüme)
diyor" dedi.
Firmaların zor piyasa koşullarında rekabet gücünü koruması gerektiğine işaret
eden Şenbayrak, söz konusu kadrolar için kalifiye eleman bulmanın ise tahmin
edilenden daha zor olduğunu kaydetti.
Hükümetin sigorta primlerinde yüzde 5'lik indirime gitmesinin sevindirici
olduğunu ifade eden Şenbayrak, "Bakanlarla yaptığımız görüşmelerde bu indirimin
önümüzdeki yıl başında hayata geçeceğini öğrendik. Bu indirim sevindirici ancak
oranın daha da yükseltilmesi istihdama önemli katkı sağlar" diye konuştu.
Şenbayrak, işverene ek yük getiren yasal zorunluluklarda da düzenleme
yapılacağını bildirdi.
KAPANAN ŞİRKET, İLK ÇEYREKTE %23 ARTTI
Kapanan şirket, ilk çeyrekte % 23 arttı 05.04.2008 - 11:08 - Dünya GazetesiOcak-Mart döneminde 29 bin 923 şirket açılırken, 13 bin 67 şirket kapandıANKARA - Açılan şirket sayısı, 2008 yılı ilk 3 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.15 artarken, kapanan şirket sayısında yüzde 22,94 artış yaşandı. 2008 yılı ilk 3 ayında, 29 bin 923 şirket açıldı, 13 bin 67 şirket kapandı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB), Açılan Kapanan Şirket İstatistiklerine göre, 2007 yılı aynı döneminde, 29 bin 8 şirket açılmış, 10 bin 629 şirket kapanmıştı. 2008 yılı Mart ayında ise 2007 yılı Mart ayına göre açılan şirket sayısında yüzde 1,61 oranında azalma, kapanan şirket sayısında yüzde 53,07 oranında artış oldu. 2008 yılı Mart ayında 9 bin 762 şirket açıldı, 4 bin 64 şirket kapandı. 2007 yılı Mart ayında 9 bin 922 şirket açılmış, 2 bin 655 şirket kapanmıştı. Ocak-Mart dönemi iller bazında incelendiğinde ise en fazla şirket, 10 bin 759 ile İstanbul'da açıldı. Aynı dönemde Ankara'da 3 bin 750, İzmir'de bin 579 şirket açıldı. 2008 yılı Ocak-Mart döneminde, Antalya'da bin 462, Bursa'da 872, Kocaeli'de 546, Muğla'da 492, Konya'da 462, Bingöl ve Kilis'te 27, Iğdır'da 25, Siirt'te 24, Tunceli'de 22, Bayburt'ta 18, Gümüşhane'de 15 şirket açıldı. Söz konusu dönemde, İstanbul'da 3 bin 239, Ankara'da 983, İzmir'de 538, Ardahan'da 961, Adana'da 955, Muğla'da 595 şirket kapandı.
SENDİKALARDAN 'SOSYAL GUVENLIK'E PROTESTO
Sendikalardan 'sosyal güvenlik'e protesto
10.04.2008 - 15:49 - Dünya GazetesiSosyal Güvenlik yasa tasarısı, TBMM Dikmen Kapısı önünde protesto edildiANKARA – Sendikalar ve bazı meslek örgütü üyeleri, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nda değişiklik öngören yasa tasarısını, TBMM Dikmen Kapısı önünde protesto etti. DİSK, KESK, TTB, TMMOB, TDB ile Türk-İş'e bağlı bazı sendikaların üyeleri, taşıdıkları döviz ve pankartlarla TBMM Dikmen Kapısı önünde bir araya gelerek, attıkları çeşitli sloganlarla tasarıya tepkilerini dile getirdiler. KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, burada yaptığı açıklamada, sosyal güvenlikte bir düzenlemenin gündeme gelmesinden bu yana 4 yılı aşkın bir süredir çeşitli eylem ve etkinlikler gerçekleştirdiklerini, ancak hükümetin bugüne kadar taleplerini hiç duymadığını söyledi. "Hükümetin gözünün IMF kredisinden başka bir şey görmediğini" iddia eden Tombul, şunların kaydetti: "AKP milletvekillerine sesleniyoruz; IMF'nin buyruklarını dinlemeyin, vicdanınızın sesini, meydanları dolduran halkın sesini dinleyin. Bu yasanın geçmesine izin vermeyin. Bu yasa geçtiği takdirde, Türkiye'nin karanlık geleceğinin vebali sizin yakanızı asla bırakmayacaktır. Hastane kapılarında kalanların, emeklilik yüzü göremeyenlerin 'ah'ı sizi bulacaktır." Tombul, emeklilik yaşının 65'e yükseltilmesi, güncelleme katsayısının belirlenmesinde gelişme hızının yüzde 30 ile sınırlandırması, emekli aylıklarında refah payının dikkate alınmaması, aylık bağlama oranının yetersizliği, bazı mesleklerde fiili hizmet zammı hakkının kaldırılması, sağlık hizmetlerindeki katkı payları ve ev kadınlarının sosyal güvenlik sisteminden dışlanması nedeniyle tasarıya yönelik itirazlarının sürdüğünü ifade etti. Tombul, "AKP hükümeti ne kadar kararlıysa, bu alanları dolduran emekçiler onlardan bin kat daha kararlıdır. Bizler bu yasanın yürürlüğe girmesine razı olmayacağız" dedi. DİSK Genel Başkanı DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi de tasarıyla ilgili talepleri karşılanıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi. Tasarı yasalaşsa bile, cumhurbaşkanının onayı, konunun Anayasa Mahkemesi'ne taşınması süreçlerinde de taleplerinin takipçisi olacaklarını dile getiren Çelebi, bu süreci "direniş ve genel grevlerle zorlayacaklarını" belirtti. Sendika ve meslek örgütlerine, CHP, DSP, DTP ve ÖDP'li milletvekilleri ile bir toplantı için Ankara'da bulunan Kamu Hizmetleri Enternasyonali (PSI) Sendikal Haklar ve Özgürlükler Departmanı Temsilcisi Chidi King de destek verdi. King, basın mensuplarının soruları üzerine, tasarıya karşı yapılan eylemlerin Avrupa'da yakından izlendiğini ifade ederek, bu eylemleri desteklediklerini belirtti.
RESMİ GAZETE
Resmi Gazete 29.04.2008 SAYI: 26861 YASAMA BÖLÜMÜ TBMM KARARI 913 Uyuşturucu Başta Olmak Üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna Üye Seçimine İlişkin Karar
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ BAKANLIĞA VEKÂLET ETME İŞLEMİ — Ulaştırma Bakanlığına,Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’in Vekâlet Etmesine Dair Tezkere
TEBLİĞLER — Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Çerçevesinde Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Tebliği (No: 2008/19) — Hazır Ambalaj Teknik Komitesinin Oluşumu ve Görevlerine Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: ÖSGM/2008-4)
MOTOROLA 2 BİN 600 İŞÇİ ÇIKARTIYOR
Motorola, 2 bin 600 işçi çıkartıyor 04.04.2008 - 14:50 - DÜNYA GAZETESİŞirket, işten çıkarılacaklar için ilk çeyrekte 104 milyon dolar kıdem tazminatı ayırdıSCHAUMBURG - ABD'li cep telefonu üreticisi Motorola, 2 bin 600 işçiyi daha işten çıkaracak. Motorola'dan yapılan açıklamada, 2 bin 600 kişinin daha işten çıkarılacağı ve işten çıkarılacaklar için ilk çeyrekte 104 milyon dolar kıdem tazminatı ayrıldığı bildirdi. Firma daha önce, iki yılda maliyetlerini 400 milyon dolar azaltmak için Ocak 2007'de 3 bin 500, Mayıs 2007'de de 4 bin işçiyi işten çıkaracağını açıklamıştı. Dünyanın iki numaralı telefon üreticisi Motorola, geçen yılın başından itibaren iş gücünün yüzde 10'undan fazlasını işten çıkarmış bulunuyor.
MİCROSOFT PATENT KURBANI
Microsoft, patent kurbanı 05.04.2008 - 15:47 - DÜNYA GAZETESİYazılım şirketi, Alcatel-Lucent'e 367 milyon dolar tazminat ödeyecekSEATTLE - Microsoft, Alcatel-Lucent firmasına ait iki patent hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle 367 milyon dolar tazminat ödeyecek. San Diego kentinde görülen davada Bölge Mahkemesi heyeti, Microsoft'un Tablet bilgisayarlarında kullandığı el yazımı tanımlama teknolojisiyle, Alcatel-Lucent firmasının örnek tanımlama patentlerini ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme heyeti ayrıca, Microsoft'un, Outlook e-mail ve Windows Mobile dahil bazı programlarında da Alcatel-Lucent'in, kullanıcıların takvim gününü menüden seçme şeklindeki patent hakkını ihlal ettiğini belirtti. Alcatel-Lucent'in, 4 patent hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Microsoft aleyhine açtığı 1,75 milyar dolarlık tazminat davasında mahkeme heyeti, Microsoft'u, iki patent hakkını ihlal ettiğine karar vererek, Alcatel-Lucent'e 367 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum etti. Microsoft yetkilisi Tom Burt, mahkeme heyetinin, yasalar ve gerçeklerle desteklenen patentler konusundaki kararına inanamadıklarını, kararı temyiz edeceklerini söyledi. Bu arada mahkeme heyeti, Microsoft'un, Windows işletim sistemli DVD'lerdeki video şifre çözücü teknolojisiyle, Alcatel-Lucent'in video şifre çözücü teknolojisi patentini ihlal etmediğine karar verdi. Alcatel-Lucent sözcüsü Mary Lou Ambrus, mahkemenin, video şifrö çözücü teknolojisi patentiyle ilgili kararının kendilerinde hayal kırıklığı yarattığını söyledi. Lucent firması 2006 yılında Fransız Alcatel tarafından alınmadan önce 2003 yılında, bilgisayar üreticisi Gateway ve Dell'e 15 patentini ihlal ettiği iddiasıyla dava açmıştı.
Ankara Ticaret Odası (ATO), 15 Şubat'ta yürürlüğe giren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin bazı maddelerinin iptali için Danıştay'a dava açtı.
ATO'dan özel sağlık yönetmeliği için 'iptal davası' 06.04.2008 - 12:35 - DÜNYA GAZETESİAygün, yönetmelikle özel sağlık kuruluşlarına büyük darbe
indirildiğini savundu
ANKARA - Ankara Ticaret Odası (ATO), 15 Şubat'ta yürürlüğe giren Ayakta
Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin bazı
maddelerinin iptali için Danıştay'a dava açtı.
Dava dilekçesinde, Sağlık Bakanlığının 26788 sayılı Resmi Gazete'de
yayınladığı yönetmeliğin 4. maddesinin (b) bendinin 5., 10. ve 12. maddeleri ile
mevcut sağlık kuruluşlarının durumunu düzenleyen geçici 2. maddesinin hukuku
aykırı olduğu öne sürüldü.
Dilekçede, yönetmelik yürürlüğe girmeden önce açılan 2 bin 500'e yakın özel
dal merkezi, tıp merkezi ve polikliniğin kazanılmış haklarının dikkate
alınmadığı iddia edilerek, "Yeni yönetmelik hükümlerine göre, üyelerimize ait
merkezlerin, aldıkları ruhsata göre serbest çalışması imkansız hale gelmiştir"
ifadesine yer verildi.
Dava konusu yönetmeliğin "Yürürlükten Kaldırılan Yönetmelikler" başlıklı 39.
maddesi uyarınca, 9 Mart 2000 tarihli "Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel
Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik" ile 12 Mayıs 2003 tarihli "Güzellik ve
Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik"in yürürlükten
kaldırıldığı hatırlatılarak, "Bunun sonucunda telafisi imkansız zararlar
oluşacaktır" denildi.
Yeni yönetmelikte, özel dal merkezleri tanımının tamamen kaldırıldığı ve
"özel dal merkezi" ruhsatı alan sağlık kuruluşlarından hiç bahsedilmediğine de
dikkat çekilen dava dilekçesinde, bu merkezlerin mevzuata aykırı hale
getirildiği ifade edildi.
Özel dal merkezlerine yeni yönetmeliğin geçici 2. maddesinde yer verildiği,
eski ruhsata göre, resmi kurumlar, özel sigortalar ve bankalar ile anlaşmalı
olarak hasta bakmaya devam eden özel dal merkezlerinin 'kimliksiz' kalmaları
sonucu maddi zorluklarla karşı karşıya kalacakları ileri sürülen dilekçede, şu
görüşlere yer verildi:
"Anlaşmalı kurumlar, Bütçe Uygulama Tebliği ve Türk Tabipler Birliği (TTB)
fiyatları üzerinden özel dal merkezlerinin faturalarına ödeme yapmaktadır. Bu
tebliğ ile fiyatlar ve ilgili özel kuruşlar ile yönetmelikle yayınlanan
işletmelerin ismi ve ne şekilde ödeme yapacağı belirlenmektedir. Bu nedenle dava
konusu yönetmelikte yer verilmeyen özel dal merkezleri maddi kayıpla karşı
karşıya kalacaktır."
"Mümkün olmayan değişiklik ve tadilatlar"
Özel dal merkezleri de dahil halihazırda ruhsat almış olan özel sağlık
kuruluşlarının en geç 4 yıl içinde yeni yönetmeliğe uyum sağlayarak ruhsat
almaları, aksi halde uygunluk belgelerinin iptal edileceği hükmüne de öne
sürülen dilekçede, mevcut özel sağlık kuruluşlarının yapılması mümkün olmayan
değişiklik ve tadilatlara zorlandıkları ifade edildi.
Mevcut özel sağlık kuruluşlarının 4 yıl boyunca tıbbi hizmet birimi,
teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz ve sağlık çalışanı ilavesinin tamamen
yasaklandığı belirtilerek, şöyle denildi:
"İnsan sağlığı ile uğraşan kuruluşları bu şekilde sınırlandırarak gelişen
cihazları almasını engellemek kuruluşlardan çok hastaları mağdur edecektir ve
geri dönüşü mümkün olmayan yanlış teşhis ve tedavilere sebep olacaktır."
Dilekçede ayrıca mesleğinde ilerlemiş bir hekimi kadroya dahil edememenin
Anayasa'nın 5, 10, 36, 40, 48, 49, 55 ve 125. maddeleri ile kanun ve
yönetmeliklere aykırı olduğu kaydedildi.
Dilekçede, geçmişte açılmış olan sağlık kuruluşlarının 4 yıl sonunda, "imar
mevzuatında özel sağlık tesisi olarak ayrılan yerlere" taşınmasının istendiği,
bu şartın büyük şehirlerde yerine getirilmesinin imkansız olduğu öne sürüldü.
Belediyelerin imar planı değişikliği yapmaması halinde çok sayıda özel sağlık
kuruluşunun kapanacağı belirtilen dilekçede, "Özellikle büyük şehirlerde alan
azlığı ve sağlık kuruluşu çokluğu dikkate alındığında merkezlerin büyük kısmının
kapanmak zorunda kalacağı açıktır" denildi.
"Hukuka güveniyoruz"
ATO Başkanı Sinan Aygün, oda üyeleri arasında ayakta teşhis ve tedavi yapılan
özel sağlık kuruluşlarının da bulunduğunu ifade ederek, "Üyelerinin haklarını
korumakla yükümlü olan odamızın bu davada taraf sıfatı bulunmaktadır" dedi.
Yönetmelik nedeniyle çok sayıda özel sağlık kuruluşunun kapanacağını iddia
eden Aygün, şunları kaydetti:
"Bu yönetmeliğin yürürlükte kalması, yüzlerce tıp merkezi, poliklinik ve
muayenehanenin kapanması, milyonlarca dolarlık yatırımın çöpe gitmesi ve
binlerce sağlık personelinin işsiz kalması anlamına gelmektedir. Yönetmelik ile
özel sağlık kuruluşlarına büyük bir darbe indirilmektedir. ATO olarak
yönetmeliğin iptali için dava açtık. Hukuka güveniyoruz."
43 ŞİRKETE 'DIŞ TİCARET SERMAYE ŞİRKETİ' STATÜSÜ VERİLDİ
'Dış Ticaret Sermaye Şirket'leri belirlendi 08.04.2008 - 09:38 - Dünya Gazetesi43 şirkete 'Dış Ticaret Sermaye Şirketi' statüsü verildiANKARA - İhracat 2004/12 sayılı tebliğde belirtilen kriterler dikkate alınarak, bazı şirketlere "Dış Ticaret Sermaye Şirketi" statüsü verilmesi kararlaştırıldı. Konuya ilişkin tebliğ, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Tebliğe göre; AK-PA Tekstil İhracat Pazarlama A.Ş., ARÇELİK A.Ş., BEKO Elektronik A.Ş., BGS Boğaziçi Giyim Sanayicileri Dış Ticaret A.Ş, BİLKONT Dış Ticaret ve Tekstil Sanayi A.Ş., BİRGİ Birleşik Giyim İhracatçıları Dış Tic. A.Ş., BORUSAN İstikbal Ticaret T.A.Ş., BOSCH Sanayi ve Ticaret A.Ş., BSH Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş., ÇOLAKOĞLU Dış Ticaret A.Ş., DİLER Dış Ticaret A.Ş., DSD Deri Sanayicileri Dış Ticaret A.Ş., DTS Denizli Tekstil Dış Ticaret A.Ş., EKOM Eczacıbaşı Dış Ticaret A.Ş., EXSA Export San. Mam. Satış ve Araştırma A.Ş., EVTEKSSAN Dış Ticaret A.Ş., EVYAP International Dış Ticaret A.Ş., GAAT Dış Ticaret ve Sanayi A.Ş., HABAŞ Sınai ve TıbBİ Gazlar İstihsal End. A.Ş., HYUNDAI Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş., İÇDAŞ Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım San. A.Ş., İstanbul Gıda Dış Ticaret A.Ş., İzmir Demir Çelik Sanayi A.Ş., Kaptan Metal Dış Ticaret ve Nakliyat A.Ş., Kibar Dış Ticaret A.Ş., Menderes Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş., Mercedes-Benz Türk A.Ş., Noksel Çelik Boru Sanayi A.Ş., Nursan Çelik Sanayi ve Haddecilik A.Ş., OYAK-RENAULT Otomobil Fabrikaları A.Ş., Pergamon-Status Dış Ticaret A.Ş., PETKİM Petrokimya Holding A.Ş, RAM Dış Ticaret A.Ş., SARKUYSAN Elektrolitik Bakır San. ve Tic. A.Ş., Şişecam Dış Ticaret A.Ş., TEMSA Sanayi ve Ticaret A.Ş., TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş., Trakya Tekstil ve Giyim Sanayicileri ve Dış Ticaret A.Ş., Türk Traktör ve Ziraat Makineleri A.Ş., Vestel Dış Ticaret A.Ş., Yeşim Satış Mağazaları ve Tekstil Fab.A.Ş., Yücelboru İhr. İth. ve Pazarlama A.Ş., Zorlu Dış Ticaret A.Ş. adlı şirketlere "dış ticaret sermaye şirketi" statüsü verildi. 7 Nisan 2007 ve 29 Eylül 2007 tarihlerindeki resmi gazetelerde yayımlanan dış ticaret sermaye şirketlerine ilişkin kararlar yürürlükten kaldırıldı.
BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ YENİLENDİ
Bireysel emeklilik sistemi 'yenilendi' 09.04.2008 - 10:10 - Dünya GazetesiResmi Gazetede yayımlanan yönetmeliğe göre, emeklilik sözleşmeleri, bireysel veya grup emeklilik sözleşmesi olarak yapılabilecekANKARA - Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmeliğe göre sisteminin işleyişine ilişkin esas ve usuller yeniden düzenlendi. Kişilerin bireysel emeklilik sistemine girmesi yanında, emeklilik sözleşmesinin yapılmasından sona ermesine kadar geçen süreçte sözleşmeye taraf olanların hak ve yükümlülükleri ile bireysel emeklilik sisteminin işleyişine ilişkin esas ve usuller yeniden düzenlenerek, Hazine Müsteşarlığının bugünkü Resmi Gazetede yayımlandı. Yönetmeliğe göre, emeklilik sözleşmeleri, bireysel veya grup emeklilik sözleşmesi olarak yapılabilecek. Emeklilik şirketleri, bireysel emeklilik sistemine girmek isteyenlere, sisteme girme kararını etkileyebilecek hususlar hakkında bilgi verecek. Dürüstlük ilkeleri çerçevesinde emeklilik sözleşmesinin müzakeresi ve yapılması sırasında, katılımcıya ya da varsa sponsor kuruluşa sistemin işleyişine ilişkin teknik konularda yardımcı olacak. Tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin gerekli her türlü bilgiyi sözlü ve yazılı olarak sağlayacak. Yanıltıcı hal ve davranışlardan da kaçınacak. Şirket, kişinin emekliliğe yönelik beklentilerine, gelir düzeyi ve risk profili formundaki bilgilere uygun bir emeklilik planı ve fon dağılımı teklifi sunacak. Emeklilik sözleşmesi, şirket tarafından reddedilmediği takdirde, teklif formunun katılımcı veya varsa sponsor kuruluş tarafından imzalandığı tarihi takip eden 30'uncu günde yürürlüğe girecek. Bu tarih, katılımcının bireysel emeklilik sistemine giriş tarihi olarak da kabul edilecek. Katılımcı ya da sponsor kuruluş, emeklilik sözleşmesi yürürlüğe girmeden önce bundan cayabilecek. Emeklilik sözleşmesinin yürürlük tarihinden önce şirket hesabına intikal eden giriş aidatı dışındaki ödemeler de, en geç ikinci iş gününden önce tanımlanmış ve Hazine Müsteşarlığına bildirilmiş bir fonda değerlendirilmiş olacak. Asgari katkı payı
Sistemdeki asgari katkı payı, hedef kitlenin gelir durumu ile emeklilik planının yönetim ve fon işletim giderleri dikkate alınarak belirlenecek. Asgari katkı payı aylık brüt asgari ücretin yüzde 5'inden az olamayacak. Ancak işveren grup emeklilik sözleşmesine göre ödenen katkı paylarında bu sınırlama uygulanmayacak. Katkı payı, emeklilik sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden sonra ve şirket hesaplarına intikalini takip eden en geç ikinci iş gününde katılımcı ve varsa sponsor kuruluş tarafından belirlenen fonlar için gerekli talimatlar verilerek, yatırıma yönlendirilecek. Yönetmelik uyarınca, emeklilik planı bir yılda azami 4 kez değiştirilebilecek. Bu yöndeki değişiklik talebi de, değişikliğin yapılması istenen tarihten en az 2 iş günü önce şirkete yazılı olarak yapılacak. Yürürlük tarihinden itibaren en az 1 yıl süreyle şirkette kalan emeklilik sözleşmesi kapsamındaki birikimler, başka bir şirkete aktarılabilecek. Aynı veya farklı şirketlerde açılmış olan bireysel emeklilik hesapları birleştirilebilecek. Emeklilik sözleşmesi süresi içinde katkı payı tutarı da, emeklilik planında tanımlı asgari katkı payından az olmamak üzere değiştirilebilecek. Sözleşme süresi içinde katkı payı ödenmesine ara da verilebilecek. Ara sonrası tekrar ödemeye başlanması durumunda, ödenen tutar, ödemenin yapıldığı aydaki katkı payı ödemesi olarak kabul edilecek. Emeklilikle ilgili hükümler
Katılımcılar, emekliliğe hak kazanmadan sistemden ayrılırsa, bireysel emeklilik sistemine giriş tarihinden kaynaklanan süreye ilişkin haklarını kaybedecek. Katılımcının maluliyet nedeniyle sistemden ayrılma talebinde bulunabilmesi için de, sosyal güvenlik mevzuatına göre maluliyet gelirine hak kazanmış olması gerekecek. Katılımcı, bireysel emeklilik sistemine giriş tarihinden itibaren en az 10 yıl sistemde bulunmak ve 10 yıl süreyle katkı payı ödemek koşuluyla, 56 yaşını tamamladıktan sonra emekliliğe hak kazanacak. Emekliliğe hak kazanan katılımcı, ilgili bireysel emeklilik hesabındaki birikimlerinin tamamını veya bir kısmını alabilecek. Katılımcıların birden fazla emeklilik sözleşmesi bulunması halinde ise, tüm sözleşmelerden emekliliğe hak kazanması için en az birinden bu hakkı kazanması yeterli olacak. Emeklilik şirketi, emekliliğe hak kazanılmadan asgari 2 yıl önce, katılımcının birikiminin mali piyasalardaki risklerden daha az etkilenmesini sağlamak amacıyla, düşük risk düzeyine sahip fonlara geçişini sağlamak üzere katılımcıya yazılı öneride bulunacak. Yönetmeliğe eklenen bir geçici maddeye göre de, uygulamada olan emeklilik planları ile emeklilik sözleşmeleri, 4 ay içinde yeni Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilecek. Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında Yönetmelik de, 4 ay sonra yürürlüğe girecek. Bu arada Hazine Müsteşarlığı, Emeklilik Şirketleri Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Tebliğ ile Bireysel Emeklilik Aracılığı Faaliyetinde Bulunan Kişilere İlişkin Tebliğ ve Emeklilik Planları Hakkındaki Tebliği yürürlükten kaldırdı.
SOSYAL GÜVELİK'TE 9 MADDE DAHA GEÇTİ
Sosyal Güvenlik'te 9 madde daha geçti
04.04.2008 - 07:00 - DÜNYA GAZETESİSosyal
Güvenlik Yasa Tasarısı'nın 2. bölümünde yer alan 9 madde kabul
edildi
ANKARA - TBMM Genel Kurulunda, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununda değişiklik yapılmasını düzenleyen kanun tasarının 2. bölümünde yer
alan 9 madde daha onaylandı.
Kabul edilen maddelere göre, SSK ve BAĞ-KUR'luların yanı sıra, kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten sonra devlet memuru olanlar; aile içindeki gelirin
kişi başına düşen aylık tutarı, asgari ücretin üçte birinden az olan
vatandaşlar, dünya, olimpiyat ve Avrupa şampiyonluğu kazanmış sporcular ile
bunların aileleri de genel sağlık sigortalısı olacak.
Ayrıca vatansızlar ve sığınmacılar ile 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz,
kimsesiz Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasına ilişkin kanun hükümlerine göre
aylık alanlar, İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden
Şeref Aylığı Bağlanması Hakkındaki Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alanlar,
Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkındaki Kanun çerçevesinde
aylık alanlar, SHÇEK Kanununa göre korunma, bakım ve rehabilitasyon
hizmetlerinden ücretsiz yararlananlar, terörle mücadele kapsamında aylık alanlar
da genel sağlık sigorta kapsamına alınacak. Verilen bir önergenin
benimsenmesiyle de genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin diş
tedavilerinin yanı sıra diş protezinden de katkı payı alınmaması kabul edildi.
Bu arada madde görüşmeleri tamamlandıktan sonra CHP ve DTP milletvekilleri
arasında gerginlik yaşandı.
|
|
|
|
|
|